Beyat Elgadir
Mevlamız Hz. Ali: Gadir Hum günü ihtiyacı olan akrabaları ve mümin kardeşlerinin ihtiyaçlarını imkanlar ölçüsünde helal kazandığı parayla yardım ederse o gün harcadığı her dirhemi Allah bin dirhemle ödüllendirir. Aslında her gün sizin için Gadir Hum günüdür der.
Yanında bulunanlar: Nasıl her gün Gadir Hum Bayramı olur diye sorarlar?
Mevlamız Hz. Ali: İlim yolunda harcadığınız her dirhemi Allah bin dirhemle ödüllendirir der.
Gadir Hum da ki biat, Hz. Ali’ye verilen biatlerin ve velâyetlerin en önemlisi ve Allah tarafından veli ve vasi atandığının ispatlarının olduğu biattir.
Bu biat Veda haccı dönüşünde 120 bin kişinin önünde insanlardan alınan biattir. Hutbe çok uzundur ama en önemli yerlerini aldım?
Bu vasilik ve velayet mevzuu birçok kere yapılığı ve Kuran ayetleriyle desteklendiği halde Hz. Peygamber (savs) dostlarından birçoğu Hz. Ali’nin veliliğini kabul etmediğini hareketleriyle gösteriyordu.
Bu sebeple kimse haberim yoktu veya duymadım demesin diye Gadir Hum biatinin Allah tarafından emredildiğini her insana ispat etmiştir.
Allah-u teâlâ Hz. Peygambere (savs), Ramazan ayında Cebrail’i (as) göndermiş ve şu bildiriyi getirmiştir: Ya Muhammed, Allah (cc) önce selamını gönderdi ve dedi ki:
“Gönderdiğim Resul veya Peygamberlerden hiç birini dinimi tamamlamadan ve hüccetimi (seçtiğim vasiyi) bildirmeden yanıma almadım. Kavmine bildirmen gereken iki farz kaldı. Birincisi Hac ile ilgili kaideler, ikincisi senin yerine Ali’yi veli vasi ve halife tayin etmen.
Ben yeryüzünü asla vasisiz, halifesiz bırakmadım. Bu son hac’da vazifen bitmiş olacak. Kavminden imkânları elveren, çevrende size yakın olanlara ve araplara; namazı, orucu ve zekâtı öğrettiğin gibi hac vazifesinin bütün usullerini öğreteceksin ve vasini bildireceksin.”
Bunun üzerine Hz. Peygamber (savs), Medine ve çevresinde çığırtkanlar gönderir ve: “Hz. Peygamber, hac yapacak ve önceki şer-i hükümler de olduğu gibi kaidelerini size öğretecek ve vasisini bildirecektir. Hacdan sonra sizlere veda edecek çünkü Allah onu yanına alacak. Hz. Peygamberle hac yapmak isteyenler hazırlığını yapsınlar” diyerek halka duyururlar.
Hz. Peygamberin (savs) Hz. Ali’yi vasi atayacağını düşünen bazı münafık sahabeler ona birkaç kez suikast düzenlemiş ve başarılı olamamışlardı. Bu emir gelmeden bir kaç ay önce Hz. Peygamberin dostlarından bazıları Tebük’ten dönerken Akabe de ona suikast yaptılar ama yine başaramadılar.
Peygamberlik Haşimilerde ise en azından hilafet bizde olsun da bizim ailede onurlansın düşüncesi vardı. Muhacirler böyle deyince Ansar da halifeliğe göz diktiler ve halifeliği dönemler halinde Muhacirlerle bölüşmeyi tasarladılar.
Çok yüce bilinen Hz. Peygamber (savs) dostları, Hz. Ali’nin halifeliğini kesin olarak kabul etmeyeceklerini söylüyorlardı. Bu sözler ve tavırlar Hz. Peygamberi çok üzüyor ve endişelendiriyordu.
Aslında Tahrim Suresi 3. Ayeti indiği gün hilafetin kimler tarafından gasp edileceği Hz. Peygambere (savs) bildirilmişti.
O esnada Medine’den, Kızamık ve Çiçek hastalığı sebebiyle katılım az olmasına rağmen sadece Medine’den 70 binin üzerinde insan Hz. Peygamberle (savs) beraber 30 Zülkade Pazar-tesi günü Mekke’ye doğru yola koyulur. Mısır’dan ve diğer yerlerden gelenlerle bu sayı katlanmıştır. Ayrıca Mekke’ye Yemen'den de Hz. Ali (as) ve Ebu Musa ile gelenlerle katlanmıştır.
Hz. Peygamber,(savs) Mekke de bulunan insanlara bir daha tekrar görüşemeyeceğini vaktinin geldiğini bildirince insanlar hüzünlenip ağlamışlardır.
Hz. Peygamber, (savs) Zemzem kuyusu civarında insanlara bir hutbe verir. Hac farizası ile ilgili gerekli kaideleri öğretir. Sonra: Ey insanlar, sanırım bir daha beni göremeyeceksiniz. Allah dünyayı ve gökleri yarattığında ayların sayısını 12 yapmıştır. Bunların dördü haram aylarıdır. Haram ayları değiştirmeyin. Haram aylar, Zülkade, Zülhicce, Muharrem ve Recep aylarıdır.
Bu şehrin hangi şehir olduğunu, bu ayın hangi ay olduğunu, bu günün hangi gün olduğunu biliyor musunuz?
İnsanlar hep birlikte: Evet biliyoruz. Bu şehir haram şehir, bu ay haram ay, bugün haram gündür derler.
Hz. Peygamber: Bu haramlarla beraber birbirinizin kanını ve malını birbirinize haram kılmıştır. Emri bildirdim mi? diyor.
İnsanlar: Evet derler.
Hz. Peygamber (savs) göğe doğru: Allah’ ım bildirdiğime şahit ol der. Sonra: Ey insanlar, Bana soyunuzla değil icraatlarınızla gelin. Cahiliye döneminden kalan tüm kan davaları ayağımın altındadır. Ayağımın altındaki ilk kan davası Abdulmuttalib oğlu Haris oğlu Rebia’nın kan davasıdır. Sütanneliğini yapan beni Saad kabilesinden Haziyl onu öldürmüştür ve ben onu kaldırdım. Emri bildirdim mi? der.
İnsanlar: Evet derler.
Hz. Peygamber (savs) göğe doğru: Allah’ım bildirdiğime şahit ol der. İnsanlara dönerek: Cahiliye de ki tüm faizler ayağımın altındadır. Ayağımın altında ki ilk faiz Abdulmuttalib oğlu Abbas’ın faizidir. Emri bildirdim mi? diye sorar.
İnsanlar: Evet derler.
Hz. Peygamber: (savs) Bu dediklerimi Burada bulunanlar olmayanlara bildirsinler deyip Arafat’a doğru yola çıkar.
Arafat’a çıkıp Hac vazifesini eda eden Hz. Peygamber (savs) böylece Hac farzının usul ve şartlarını da bitirmiş olur.
Hz. Peygamber (savs) kurban olarak 100 deve kestirir. Bunların 62 tanesini kendi adına 37 adedini Hz. Ali adına 1 adedini de hanımları adına kestirir.
Hicretin 10. yılına denk gelen bu Hac’da Hz. Peygamber, (savs) Arafat’ta Deve üzerinde erkeklere bir hutbe verir: Güvendiğimiz, af dileyip tövbe ettiğimiz Allah’a şükrederiz. Yaptığımız yanlışlardan, nefsimizin kötülüğünden Allah’a sığınırız. Hidayete ereni hiç kimse kötü yola; kötü yola gideni de hiç kimse doğru yola döndüremez. Sizi Allah’a takvalı ve itaatli kullar olmaya davet ediyor, sizi hayırla müjdeliyorum.
Ey insanlar, Allah’ınız bir, babanız bir hepiniz Âdemdensiniz, Âdem de topraktan. Sizin en hayırlınız en takvalı olanınızdır. İslam da insanların hepsi eşittir. Ne Arap’ın bir Aceme ne bir Acemin bir Araba üstünlüğü vardır sadece takvada üstünlük vardır. Emri bildirdim mi? diye sorar.
İnsanlar: Evet derler.
Hz. Peygamber (savs) göğe doğru: Allah’ım bildirdiğime şahit ol der. Ey insanlar, Allahtan korkun. Ölçüde eksik ölçmeyin. Bozguncu olmayın. Emanete ihanet etmeyin. Müslüman, Müslüman’ın kardeşidir. Onu kandırmaz, ona ihanet etmez, onun dedikodusunu yapmaz, kanı ona helal olmaz, rızasız ondan aldığı bir şey ona haramdır. Emri bildirdim mi? der.
İnsanlar: Evet derler.
Hz. Peygamber (savs) göğe doğru kaldırır: Allah’ım bildirdiğime şahit ol der. Ey insanlar, Benden sonra küfre dönmeyin ve birbirinizi öldürüp kâfir olmayın. Ben size öyle iki emanet bırakıyorum ki onlara sarıldığınız müddetçe asla sapmaz-sınız. Allah’ın kitabı Kuran ve Ehlibeytim. Emri bildirdim mi? diye sorar.
İnsanlar: Evet derler.
Hz. Peygamber (savs) göğe doğru kaldırır: Allah’ım bildirdiğime şahit ol deyip Mina’ya doğru yola koyulur.
Hz. Peygamber (savs) hutbe verdiği halde vasi tayin etmemesi üzerine Cebrail (as): Maide Suresinin 67 ayetinin birinci bölümüyle gelir.
* Ey peygamber Rabbinden sana emredileni bildir. *
Sonra: Ya Muhammed Allah’ın sana selamı var. Ve der ki: Kullarımın bahane bulamadığı ve kaçamadığı ölümü tadarak yanıma geleceksin. Ecelin yaklaştı, günlerin doluyor vasiyetini bildir ki ahdini yerine getirmiş olasın. İlmini ve Peygamberlerden sana miras kalan ilmi, silahı, tabutu senden sonra kullarıma seçtiğim vasin ve halifen Ali Ibın Ebu Talip’e teslim et. Kulum Ali’yi, kullarımın velisi, her müminin Mevla’sı senden sonrada vasin ve halifen olarak benim seçtiğimi bildir.
Ali’yi, kullarımla aramda âlim yaptım. Ali’ye itaat, sana itaat gibidir. Onun itaati senin bana itaatin gibidir. Ona kim itaat ederse, bana itaat etmiştir. Ona karşı gelen bana karşı gelmiştir. Kim onu hakkıyla bilirse mümindir. Kim onu inkâr ederse kâfirdir. Kim ona biat etmezse müşriktir. Kim velayetiyle gelirse Cennet’te, kim onun düşmanlığıyla gelirse Cehennemdedir.
Sözlerini (ahitlerini) yenile ve tekrar biat sözü al. Onlardan tekrar biat sözü aldığına, ahitlerine sadık kalacaklarına, Ali’nin velâyetini ikrar edeceklerine, her mümin kadın ve erkeğin Mevla’sının Ali Ibın Ebu Talip olduğunu tekrar hatırlat.
Peygamberlerim, dinimi tamamlayıp nimetimi de seçtiklerimin velâyetiyle ikmal eder, düşmanlarıma düşman olur. Böylece varlığım, dinim ve nimetimin tamamlanması, kullarıma seçtiğim veliye itaatleri ve ona tabii olmalarıyla tamamlanır. Kullarımın herhangi bir bahaneleri olmaması için yeryüzünü hiç velisiz bırakmadım diyor dedi.
Hz. Peygamber, Hz. Ali’nin vasi tayin edeceğini bilen ve kabul etmeyeceklerini söyleyen bazı münafık sahabelerin söylediklerinin kaygısıyla Hz. Ali’nin velayetini ve halifeliğini ilan etmek istemez ve Cebrail’e şöyle der: “Allah’ın beni insanlardan koruyacağına dair haber getir öyle bildireyim” der ve Arafat’tan ayrılıp Mina'ya doğru yol alır.
Mina da hac gereklerini yerine getiren Hz. Peygamber (savs) burada kadınlar için bir hutbe verir: Ey insanlar, kadınlarınızın sizin üzerinizde hakları; sizinde onların üzerinde haklarınız vardır. Namuslarını Allah’ın emriyle size teslim ettikleri için izniniz olmadan kimseyi evlerine almamalı ve iffetlerini korumalı zina yapmamalı. Eğer zina yaparlarsa onları terk edebilirsiniz. Eğer size uyar ve memnun olursanız her türlü ihtiyaçlarını adaletle karşılamalısınız.
Kadınlara iyi davranın, onlar size emanettir. Onlar sizin yanınızda bir şeye sahip değiller. Siz Allah’ın emaneti diye onları aldınız. Allah’ın kitabı ve emriyle namuslarını size teslim ettiler. Kadınlara davranışlarınızda Allah’tan korkun ve onlara şefkatli ve iyi davranın. Emri bildirdim mi? diye sorar.
İnsanlar: Evet derler.
Hz. Peygamber (savs) göğe doğru kaldırır: Allah’ım bildirdiğime şahit ol der. Sonra: Bu dediklerimi Burada olanlar olmayanlara bildirsinler der.
Mina mıntıkasında ki hutbede de vasiden söz etmeyince tekrar Cebrail Maide Suresinin 67. ayetinin birinci ve ikinci bölümüyle gelir ve şöyle der:
* Ey peygamber Rabbinden sana emredileni bildir. Eğer bunu yapmaz isen onun elçiliğini yapmamış olursun. *
Hz. Cebrail Hz. Peygambere (savs) Allahtan kendisini insanlardan koruması ile ilgili herhangi bir sözden bahsetmeyince.
Hz. Peygamber (savs) Cebrail’e şöyle der: “Ya Cebrail, kavmimin beni yalanlamaları ve Ali için söyleyeceğimi kabul etmemelerinden kokuyorum. Allah’ım beni insanlardan korumazsa bu emri bildiremem” der. Ve emri bildirmeden Medine’ye doğru yola çıkar.
Gadir Hum mevkiinden önceki bir konaklama yerinde olan bir hadise Hz. Peygamber efendimizin endişesinin haklı olduğunu bize göstermektedir.
Zeyd Ibın Arkam kardeşi Cabir Ibın Erkama Hüzeyfa Ibın Elyamman ve Salim Mevla Ebu Huzeyfanın anlattığı olayı anlatmış.
Cühfeden önceki bir molada Çadırımızın yanında Kureyşli çadırı vardı. Ben ve Huzeyfa Ibın Elyamman çadırda Ebubekir, Ömer ve Ebu Ubeyda Ibın Elcerrahın kendi aralarında konuştuklarını duyduk.
İçlerinden biri: Muhammet kendisinden sonra hilafetin Ali’ye bırakılacağını sanıyorsa vallahi ahmağın tekidir der. (Sanırım Ubeyde)
Bunu duyan Huzeyfa Ibın Elyamman sinirlenip yanlarına gidecek gibi olur.
İkincisi: Sen onu ahmak mı yaptın bilmiyor musun aslında o bir delidir. (Sanırım Ebubekir)
Üçüncüsü: Bırakın ister deli olsun ister ahmak. Vallahi isteği hiçbir şekilde gerçekleşmeyecek. (Sanırım Ömer)
Huzeyfa konuşmalara daha fazla dayanamayıp kızdı ve çadırın önündeki örtüyü kaldırıp başını içeri soktu ve şöyle dedi: Hz. Peygamber aramızda iken ve vahy inerken bunu yapıyorsunuz. Vallahi bu konuştuklarınızı Hz. Peygambere anlatacağım der.
Çadırdakiler: Ya Ebu Abdullah sen bizim dediklerimizi duydun komşuluk hakkımız var. Bizi ele verme derler.
Hüzeyfa: Bu komşuluk hakkı olmaz ve tartışma konusu bile olamaz. Eğer bunu Hz. Peygambere bildirmez isem aynı şeyi söylemiş olurum der.
Çadırdakiler: Ya Ebu Abdullah istediğini söyle biz inkâr eder senin bize iftira ettiğini söyleriz. Biz üç kişiyiz sana mı, bize mi inanır derler?
Hüzeyfa: Ben Allah ve resulüne karşı görevimi yapmış olurum, sizde istediğinizi söyleyin deyip Hz. Peygamberin yanına gider.
Olan hadiseyi ona anlatır. Hz. Peygamber, onların yanına gelmeleri için haber gönderir. Üçü Hz. Peygamberin yanına gelirler.
Hz. Peygamber: Hüzeyfa'nın anlattıkları için Ne diyorsunuz diye sorar?
Ebubekir, Ömer ve Ubeyda: Vallahi biz bir şey demedik. Hakkımızda sana bir şey söylendiyse bil ki bize iftira atılmıştır diye yemin ettiler.
Bu yemini etmelerinin hemen ardından
Cebrail Tövbe Suresi 74. Ayetiyle gelir.
* Kötü sözler söylemediklerine dair Allah’a yemin ettiler. Fakat kötü sözleri söylediler ve inandıktan sonra küfre döndüler. Onlar başaramadıkları cinayeti tasarladılar. Allah ve resulünün onlara verdiğine şükretmedi ve resulü kıskandılar. Tövbe ederlerse kendileri için hayırdır. Tövbe etmezlerse Allah, onlara dünyada ve ahrette elim bir azap verecektir. Yeryüzünde onlara arka çıkacak ve yardım edecek kimse bulunmayacaktır.*
Zilhicce ayı 18. Cuma sabahı Medine’ye dönen kafilenin bir ucu Cuhfe mevkiine varır. O esnada Hz. Peygamber (savs) de Gadir Hum mevkiinde dinlenmek üzere konaklar.
Hz. Peygamber (savs) çadırında dinlenir iken Cebrail (as) Maide Suresi 67 ayetinin birinci, ikinci ve üçüncü bölümüyle gelir ve şöyle söyler:
Ya Muhammed Allah’ın sana selamı var. Ve der ki: * Ey Peygamber Allah sana Ali ile ilgili bildiriyi insanlara bildir. Eğer bildirmezsen elçiliğini yapmamış olursun. Allah seni insanlardan koruyacaktır.*
Bu sözleri Cebrail’den duyan Hz. Peygamber, (savs) sevinçle çadırdan çıkar: Ey insanlar! İleri gidenlere haber verin geri dönsünler size bir hutbe vereceğim der.
Böylece kafilede ileriye gidenlerin geri dönmesi için haber gönderilir. İleridekilerin geri dönmesi ve geriden gelenlerin yetişmesi için beklemeye başlarlar.
Cuma namazının vaktini beklerken Hz. Cebrail Maide Suresi 67. ayetini tamamlayan dördüncü bölümüyle gelir.
* Ey peygamber Rabbinden sana emredileni bildir. Eğer bunu yapmaz isen onun elçiliğini yapmamış olursun. Allah seni insanlardan korur. Doğrusu Allah kâfirlere yol göstermez.*
Bu ayetin dördüncü bölümünün inişiyle Allah’ın orada bulunan insanların tümünün ona itiraz edemeyeceğinin müjdesini vermiş olur.
Akıl sahibi insanlar sormaz mı? Bu ayet neden indi? Bu güne kadar inen bütün ayetleri itirazsız insanlara ileten Hz. Peygamber, (savs) ne oldu da Allah’ın bildir dediği emri bildirmediğini birkaç sayfa önce anlattığımız olay ve buna benzer sözler sebebiyle olduğunu anlarız.
Ayeti kısımlara ayırıp inceleyelim.
* Ey peygamber rabbinden sana emredileni bildir diyor.*
Emredileni bildir derken; Allah, Hz. Peygambere (savs) insanlara bildirmesi gerekli bir emri daha önce vermiş ve Hz. Peygamber (savs) bu emri yerine getirmemiş olacak ki bu şekilde uyarıyor.
Ayetin devamında Hz. Peygambere (savs) bir tehdit var.
* Eğer bunu bildirmez isen onun elçiliğini yapmamış olursun.* diyor.
Burada bahsedilen şey çok önemli ki Elçi 23 yıl bütün emirleri sorgusuz sualsiz ve hemen yerine getiriyor. Ama bu sefer Allah, bu emrini bildirmediği takdirde; bugüne kadar hiç bir görevi yerine getirmemiş sayacağı yönünde tehdit ediyor. Elçinin, bahsedilen emrini bildirmeme nedeni nedir diye sorar isek, cevabını yine ayetin devamında ve az önce bahsettiğimiz olayda buluyoruz.
* Allah seni insanlardan korur. Doğrusu Allah kâfirlere yol göstermez.* diyor.
Demek ki Hz. Peygamberin (savs) bildireceği şeyle dostlarının kendisine kızacaklarını ve kendisine eziyet edeceklerinin korkusunu ve endişesini taşımaktadır.
Allah, Hz. Peygamberin (savs) bu korku sebebiyle emri yerine getirmediğini biliyor. Allah Hz. Peygamberin (savs) bu korkusunu gidermek ve emrini yerine getirmek için onu insanlardan koruyacağına dair güvence veriyor.
Aslında Hz. Peygamber, (savs) Hz. Ali ve has dostları Tahrim suresi 3. ayetin inişiyle kendisinden sonra hilafetin gasp edileceğini ve kimlerin gasp edeceğini zaten biliyordu. Bu yaşanan vasiyetlerin ulûhiyet ile ispatlanması olanların dünya malına olan hırs ve fikirlerinden caydırma gayesini taşımaktaydı Ama maalesef dünya hırsı (Koltuk) onlar için galebe geldi.
Hz. Peygamber, (savs) Cuma namazını topluca kılar ve daha sonra deve semerlerinden oluşturulan minbere çıkıp uzun bir hutbe verir:
Bu hutbenin içinde Kuran-ı Kerim’den şu ayetleri okur. Maide 3- 55- 67, Nur 15, Tövbe 61, Yasin 12, Ali İmran 85, Asr suresinin hepsini, Mürselat 16- 19, Mücadele 22, Enam 82, Araf 38, Mülk 8 den 11e kadar, Fetih 10 ve bunlarla ilgili açıklamalar yapar. Çok uzun bir hutbe olduğu için buraya almadım. Ama önemli gördüğüm ve gerekli diye düşündüğüm bazı bölümlerini aldım.
Kitabın birinci baskısında Maide Suresinin 67. ayetiyle ilgili olan bazı rivayetleri yazmaktan çekinmiştim. Ama bu rivayetlerin tvde tartışılmasını izledikten sonra bu baskıya koydum.
Aşırı bir Ehlibeyt düşmanı olan Sünni Kadı Eşşarani Keşful Gumme adlı kitabında ayetin: “Ey peygamber Rabbinin sana emrettiği Ali’nin velayetini bildir. Eğer bildirmezsen görevini yapmamış olursun” diye okunduğundan bahseder.
Ayrıca İbni Asakir, İbni Ebu Hatim, İbni Mardeviye, Ebu Said Elhudari ve Abdullah ıbın Mesuttan alınan rivayetlerle bu ayetin böyle okunduğunu tespit etmişlerdir. Bu bahsedilen yazarların hepsi Sünni’dir. Ayrıca Suyuti Dürrül Mensür de, Kadı Şevkani Feth Elkadiyr isimli Kuran açıklamasında yine ayetin bu şekilde okunduğunu yazmışlardır.
Şimdiye kadar biz Alevilere atılan iftiralardan bir tanesi “Aleviler Kuran’ın eksik ve değiştirilmiş olduğunu söylüyorlar” diyerek bizi dinden çıkmış göstermenin sebeplerinden biri olarak gösteriliyordu.
Ben bu güne kadar hiçbir Alevi yazarın veya önderinin Kuran eksik dediğini veya yazdığını görmedim. Gördüğüm ise Kuran ayetlerinin açıklama ve manasının değiştirildiğini yazdıklarıdır. Bu kitabımda da Kuran’da bazı ayetlerin nasıl yanlış anlamlarla değiştirildiğini örneklerle verdim.
Ama sadece bu değil. Mesela Sahihi Buhari de Ömer ıbın Elhattab ve Ayşe bınt Ebubekirin Kuran’ın eksik ve değiştirilmiş olduğunu iddia eden ve tespit eden rivayetlerini yazmıştır.
Açıkçası Ehli Sünnet Velcemaanın yaptığı küfrü bize yamalamaya kalkmışlardır.
Hz. Peygamber (savs) Maide 67 yi okur. * Ey peygamber Rabbinden sana emredileni bildir. Eğer bunu yapmaz isen onun elçiliğini yapmamış olursun. Allah seni insanlardan korur. Doğrusu Allah kâfirlere yol göstermez.*
Ey insanlar! Bu emir bana daha önce verildi ve duyduklarımdan sonra bu emri size bildirmekten çekindim. Allah, ayetle beni koruyacağını söyledi diye bildiriyorum.
Ey insanlar! Bu güne kadar Allah’ın emrettiği ve buyurduğunu ulaştırmada kusur etmedim. Cebrail bu vasiyet için üç kez geldi ve her siyah veya beyaz şahsa burada Ali Ibın Ebu Talip’i kardeşim, vasim ve ümmetimin halifesi ve benden sonraki imamınız olarak seçildiğini bildirmemi istedi.
Harun’un Musa’ya yakınlığı, Ali’nin bana yakınlığı gibidir. Ama benden sonra Peygamber yoktur. Allah ve Peygamberinden sonraki velinizdir.
Allah, Kuranda Maide Suresi 55 Ayetini Ali’nin namazda Rükû da iken zekât vermesi üzerine indirdi ve sizlere Ali’nin veliliğini birçok yerde gösterdi.
Maide 55: * Veliniz, Allah, peygamberi ve insanlardan namazı kılıp da rekâtta iken zekât verenlerdir.*
Ben İslâm’da takvalıların az, münafıkların ve nankörlerin çok olduğunu, alaycıların da hilelerini gördüm.
Allah bu gibi kişileri Kuran da Fetih Suresinin 11. Ayetinde böyle bildirmiştir: * Onlar kalplerinde olmayanı dilleriyle söylerler. * Kendileri yaptıklarının basit bir şey olduğunu zannediyorlar aslında yaptıkları Allah’ın yanında çok büyüktür.*
Onlar bana çok eziyet ettiler. Ali’yle her zaman bir arada olduğum ve dediklerini dinlediğimden bana kulak diye isim takıp eziyet ediyorlardı. Bu sebeple bu ayet indi.
Tövbe 61 * İçlerinde o söylenenleri dinleyen bir kulaktır diyerek Peygamberi incitiyorlar. De ki: O sizin için hayır kulağıdır. Allah’a inanır ve müminlere inanır ve sizden iman edenlere de rahmettir. Allah’ın Resulünü incitenlere elim bir azap vardır.*
Ey İnsanlar! Allah-u Teala bana, benden sonraki vasimi, halifemi ve imamınızı ve kitabında müminlere itaatini farz kıldığı ona itaati bana itaatle eşit kıldığı ve velayetini kabul etmeyi size emrettiği Ali’yi bildirmemi emretti.
Ben bu hususta birkaç ekleme yapayım. Ehli Sünnet Velcemaa önderleri kesin olarak tespit edilen bu olayı inkâr edemeyince asıl kaynaktan alıntı yaparak sözlerin anlamını ve hutbenin önemsiz bölümlerini yazmışlar. Ve şöyle diyorlar: Şüphesiz bu rivayet doğrudur ama Hz. Peygamberin bu sözleri İslâm’a yaptığı hizmetlerden dolayı Ali’ye sevgi ve hürmet içindi, yoksa Hilafet ve İmamet için değildi diye değiştirmişlerdir. Okuyup araştırma yapmayan insanları kandırarak onları yanılttılar.
Hatta din âlimi geçinen bazı münafık hocalar, böyle bir şeyin kesin olarak olmadığını bunların sadece ve sadece Alevilerin ve Şiilerin bir uydurmacası olduğunu söyleyerek insanları kandırıyorlar. Tarihte bunu yaptılar, bu günde bunu yapıyorlar ve insanların kalbine bir şüphe düşürüyorlar.
Bakın Allah Kuranda bu kişiler için hangi ayetleri indirdi ve cezaları neymiş görün.
Bakara 159 * İnsanlara kitapta açıkladıktan sonra, indirdiğimiz belgeleri ve doğru yolu gizleyenler var ya, onlara Allah ve bütün lanet edenler lanet eder.*
Bakara 160 * Onlardan tövbe edip doğru yola gelip doğruları söyleyenleri affedeceğim. Ve ben tövbekârlara acırım.*
Bakara 161 * Onlardan bazıları küfürlerinde ısrar edip ölürlerse Allah’ın, Meleklerin ve insanların laneti onlarındır.*
Bakara 162 * Cehennemde sonsuza kadar kalacaklar ve azapları azaltılmayacak ve ihtar verilmeyecek olanlardır.*
Bu ayetlerde yazılanlar hak edenlere.
Sünni âlim İbni Merdeviye senetle İbni Mesuttan naklediyor: Hz. Peygamber zamanında bu ayeti: “Ey Peygamber, Allah’ın Ali’yi müminlerin velisi olarak atadığını bildir. Eğer bunu yapmaz isen görevini yapmamış olursun. Allah seni insanlardan koruyacaktır” diye okuyorduk.
Yine Kuran açıklayıcısı Salebi de: “Ey Peygamber, Allah’tan sana Ali hakkında indirileni bildir” diye okurduk diyor.
Biz tekrar hutbeye dönelim: Ey insanlar! Ali’den başkasına yönelerek sapıklığa düşmeyin. Ondan yüz çevirmeyin, onun velayetinden ayrılmayın. O hakka hidayet eder ve hak ile amel eder.
Cebrail bana şöyle dedi. “Her kim Ali’ye düşmanlık eder ve velayetini kabul etmezse lanetim ve gazabım üzerine olsun. Ali, kıyamete kadar insanların en üstün kuludur. Bunu inkâr eden lanetlenmiştir.
Ey insanlar! Ali bendendir, bende Ali’denim. O benim tıynetimden yaratılmıştır. O benden sonra halkın imamıdır. Sünnetimden ihtilaf ettikleri şeyleri onlara açıklayacaktır. O Müminlerin Emir’i, yüzü akların imamıdır. Vasilerin en iyisi ve hidayet imamlarının babasıdır.
Nisa 47 ayetini okur. * Ey kitap verilenler, bazı yüzleri değiştirip, bazı yüzleri ters etmeden veya cumartesi sahiplerini ters ettiğimiz gibi sizi de ters etmeden sizinle olan yalnız doğruyu konuşan elçimize indirdiğimize inanın.*
Ve şöyle devam eder: Bu ayet bazı dostlarımdan bahsediyor. Onların kim olduklarını ben biliyorum ve söylerdim. Ama onların kim olduğunu gizlemem emredildi. Ali hakkında ineni bildirmesem Allah benden razı olmayacağını bildirdi diye bildiriyorum.
Ben de diyorum ki işte müminlere yüklenen görev de bunların kim olduğunu araştırmak. Bu söz bize Hz. Peygamberden (savs) bize aktarılan bir rivayeti çürüğe çıkarmaktadır. Çürük olan sözde rivayet şudur: Dostlarım gökteki yıldızlar gibidir. Hangisine tutunursanız şaşmazsınız. Biz bütün peygamber dostlarını bir elekten geçirip süzünce kimlerin Münafık, Facir veya Dönek olduğunu görürüz.
Yalnız kendim de bu rivayet hakkında bir şeyler söylemek istiyorum. Farz edelim ki bu rivayet doğrudur ve haktır. Bunu söyleyen münafıklara sorun. Hz. Ali sahabe mi? Değil mi? Sahabe diyeceklerdir, çünkü değildir diyemezler. Kesin olarak sahabedir. O zaman Ali’ye tutunan Aleviler neden kâfir ve dinden çıkmış bir topluluk oluyor da diğer dostlara sarılanlar kâfir olmuyor? Akıllı insanların bunu sorması lazımdır.
Ayrıca Hz. Peygamber zamanında ve öncesinde Mekke’de puta tapan müşrikler olduğu gibi tek tanrı inancı vardı. Yahudi ve Hıristiyanlar Kureyşin puta tapan müşriklerini dinlerine davet ediyor ama kutsal saydıkları putları için kötü bir söz söylemiyorlardı. Hz. Peygamber efendimiz ise onları İslam’a davetinin dışında kutsallarını yeriyor kendilerinin de Cehennem ehli olduklarını ikrar ediyordu.
Biz yine hutbeye dönelim: Ey insanlar, benden sonra Ali ve torunları, Allah’ın emriyle veliniz ve imamınızdır.Allah’ın, Peygamberinin, Ali ve torunlarının helali helal; haramları da haramdır.
Ey insanlar, Allah her ilmi bana öğretti. Ve öğrendiğim bütün ilimleri Muttakilerin imamı Ali’ye bildirdim. Ve o ki Kuranda Yasin Suresinde 12. Ayette bahsedilen kişidir.
* Her şeyi görünen bir imamda topladık.*
Ama gelin görün ki diyanet (Hıyanet) işleri başkanlığının Kuran açıklamalarında imam kelimesinin manasını levhi mahfuz yaptılar. Yine başka bir ayette “kadınlar cinsel organını korumalı” cümlesini de“yüzünü örtmeli” yaptılar. Diğer bir ayette de“Her şeyi bir değerde yarattık” cümlesini de“her şeyi bir kaderle yarattık” yaptılar, Bakara 34 - 213 olan “Allah isteyeni hidayete erdirir” ayetlerini de “istediğini hidayete erdirir” yaptılar, Nebe Suresi 33 olan “Topraktan evler” ayetini “Tomurcuk memeli kızlar” diye açıkladılar. Ve bu gibi…
Biz tekrar hutbeye dönelim: Ey insanlar, benden sonra sizi ateşe davet edecek liderleriniz olacak, onlara uymayın. Onlar ve onlara uyanlar ve onları takip edenler Cehennemin en berbat yerinde olacaklar. Onlar ashabı sahifedir.
O toplulukta bulunan çok kişi ashabı sahifeyi bilmiyordu. Hz. Peygamberin (savs) bahsettiği sahife, Kureyşli ve Emevilerin Hz. Peygamberi (savs) öldürmek için sözleştikleri ve Kâbe’de sakladıkları sahifeyi yazan ve saklayanlardı. Acaba bu sahife sahipleri kimdir? Araştırın?
Biz tekrar hutbeye dönelim: Bütün övgüler Allah’ındır. Ondan yardım diliyor, ona iman ediyor ve güveniyoruz. Nefsimizin şerrinden, kötü amellerimizden Allah’a sığınırız. Sapkını ondan başkası hidayete erdiremez, hidayet ettiğini de kimse saptıramaz. Ey insanlar! Allah bana ömrümün sona erdiğini yakında aranızdan göçeceğimi bildirdi. Size gönderdiği emirleri tebliğ ettiğime, öğüt verdiğime, savaştığıma tanıklık eder mi siniz?
Topluluk: Sana emredileni bizlere tebliğ ettin. Savaştın, öğüt verdin bunlara tanıklık ederiz dedi.
Hz. Peygamber: Ey Müslümanlar! Allah’ın varlığına birliğine Muhammed’in onun kulu ve elçisi olduğuna, cennetin, cehennemin varlığına, ölüm ve ölümden sonra dirilmenin gerçek olduğuna, kıyametin kopacağına şahadet eder mi siniz?
Topluluk: Evet şahadet ediyoruz dedi.
Hz. Peygamber (savs): Ey insanlar! İşitiyor musunuz?
Topluluk: Evet işitiyoruz.
Hz. Peygamber (savs) yüzünü göğe doğru kaldırıp: “Allah’ım bu sözlere tanık ol” dedi.
Sonra halka dönüp şöyle buyurdu: Ey insanlar! Ahirete göçmekte hepinizden öndeyim ve (Kevser) havuzun başında olacağım ve siz yanıma geleceksiniz. O havuzun genişliği San’a (Yemende bir şehir) ve Busra (Şam’ın bir kasabası) arası kadardır. O havuzda yıldızlar sayısı kadar kadehler vardır. Benden sonra Sakaleyn hakkında nasıl davranacağınıza bakın.
Ben yine bu son cümleye dikkat çekeyim. Bu son cümlede bazı kişilerin bu emre karşı geleceklerini bildiğini anlatıyor.
Kuranda da Ali İmran Suresi 144. Ayette * Muhammed sadece bir peygamberdir, ondan önce de peygamberler geldi gitti. Ölür veya öldürülür ise cahiliye devrinize geri mi döneceksiniz? Cahiliye dönemine dönenin Allah’a bir zararı yoktur. Allah, cahiliye devrine dönmeyeni ise ödüllendirecektir.* diyerek işte bunu bize bu şekilde bildiriyor ve soruyor?
Yine hutbeye dönelim:
Halktan biri: Ya Resul Allah Sakaleyn nedir diye sorar?
Hz. Peygamber (savs): Size iki emanet bırakıyorum. Birinci değerli büyük emanet: Allah’ın kitabı Kuran-ı Kerimdir; bir ucu Allah’ın elindedir, diğer ucu da sizin elinizdedir. Ona sıkıca sarılın ki sapmayasınız. İkinci değerli küçük emanet ise Ehlibeytimdir. Allah-u Teâlâ bana bildirdi ki, onlar havuzun başında bana ulaşıncaya kadar birbirlerinden ayrılmayacak. Bunların birbirinden ayrılmamasını bende Allah’ımdan istedim. Onlardan öne geçerseniz veya geri kalırsanız helak olursunuz.
Sonra sözlerini şöyle sürdürdü. Ben inanan her erkek ve kadının Mevlâ’sı mıyım?
Topluluk: Evet ya Resul Allah! Dedi.
Hz. Peygamber (savs) topluluğun bu sözü üzerine Hz. Ali’yi yanına çağırdı. Hz. Ali yanına gelince başındaki Sehab isimli imamesini Hz. Ali’nin başına koydu ve: Ya Ali, İmame Arapların tacıdır dedi ve imamenin bir ucunu omzuna sarkıttı ve şöyle devam etti: “Allah-u Teâlâ, Bedir ve Huneyn günü Meleklerle bana yardım etti. Onlarda bu şekilde İmame sarmışlardı. Şüphesiz İmame İman ve Küfrün sınırıdır” dedi ve Hz. Ali’nin kolunu kaldırdı. Her ikisinin de koltuk altı görüldü ve devam etti: Allah-u Teala benim Mevla’mdır, bende Müminlerin Mevla’sıyım. Ben kimin Mevla’sı isem Ali’de onun Mevla’sıdır. Allah’ım ona dost olana dost ol, düşman olana düşman ol.
(Bu cümleyi Müsned ıbın Hambel C5 S355 te de zikredilmiştir.
Selman-ı Farisi şöyle sorar: Ey Allah’ın Resulü bu velayet nasıl bir velayettir?
Hz. Peygamber (savs): Benim kendi nefislerinden evla olduğum insanlara olan velayetim gibi bir velayettir. Allah’ım Ali’yi seveni sev, ondan nefret edenden nefret et. Ona yardım edene yardım et. Ondan yardımını esirgeyenden yardımını esirge. Onu horlayanı horla. Her nerede olursa olsun Hakkı ve hakikati onunla beraber tut.
Şimdi hepiniz bunu bilin. Allah Ali, Hasan, Hüseyin ve Hüseyin’in çocuklarını sizlere veli ve imam olarak kıyamete kadar seçmiştir. Onlara İtaati müminlere farz kılmıştır. Her sözleri ve hükümleri haktır. Ali’nin biatine karşı gelenler veya biatinden vazgeçenler Melun ve küfürdedir. Ona biat edenler ve biatlerine sadık kalanlar rahmet içindedir.
Ey İnsanlar! Allah, Kuran-ı Kerim de sizlere namaz kılmayı emretmiş ve size açıklamıştır. Zekâtı, orucu, haccı da emretmiş ve size açıklamıştır. Bende onları size daha fazla açıklamışımdır. Allah velayeti de emretmiştir.
Ey insanlar! Ben hilafet emrini kıyamet gününe kadar imamet veraseti olarak neslime emanet ediyorum. Ben tanıklık ediyorum ki velayet yalnızca Ali ve oğulları ve torunları içindir. Çok yakında benden sonra imameti padişahlık olarak zulüm ve zorbalıkla alacaklardır. Allah gasp edenlere ve bu hakka tecavüzde bulunanlara lanet etsin.
Ehlibeyt ve sevenleri Cennette, onlara düşmanlık edenler ise Cehennemdedir; bunu böyle bilin.
Ey İnsanlar! Benden sonraki sığınağınızı, imamınızı, velinizi, hidayet vereninizi size beyan ettim. O kardeşim Ali Ibın Ebu Talip’tir. O sizin aranızda benim yerimdedir. Dininizde onu taklit edin ve bütün işlerinizde ona itaat edin. Çünkü Allah’ın bana öğrettiği bütün ilim ve hikmetler ondadır.
Ondan sorun, ona ve ondan sonra olan vasilerime bir şey öğretmeye kalkışmayın. Ne onlara bir şey öğretin, ne onlardan öne gidin, ne de onlara karşı gelin. Dediklerimi değiştirmeyip burada olmayan ailenize ve akrabalarınıza ulaştıracağınıza yemin edin ve söz verin.
Topluluk: Söz veriyoruz.
Hz. Peygamber (savs): Ali’ye böyle hitap edin ve ona biat edin. Selam sana Ey Müminlerin Emir’i sana biat ettik. Bu hidayeti bize bahşeden Allah’a şükrederiz. Allah bizi hidayete erdirmeseydi biz buna ulaşamazdık. Allah bütün sesleri işitir, gönüllerdeki gizli her şeyi bilir. Bundan sonra her kim bu biatı bozarsa zararı kendinedir. Biatin da sadık kalanlara da büyük mükâfat vardır” deyip sözlerini bitirir.
Sekizinci Yüzyıl âlimlerinden Mir Seyyid Ali Fakihi Şafii Müveddet Elkurba kitabında birkaç kanalla Hz. Peygamber dostlarından ve Ehlibeyt üyelerinden nakledilen rivayetlerde Hz. Peygamberin vasiyeti bitirip minberden inişi esnasında Ömer’in yaşadığı bir hadiseyi bakın nasıl nakletmiştir.
Yine Tabersi, Elihticac Ala Ehlil İhticac adlı kitabında bu hadiseyi aynı şekilde nakleder.
Hz. Peygamberin hutbeyi bitirdiği esnada Ömer’in yakınında nur yüzlü ve güzel kokulu birinin şöyle dediğini duyar: ‘Muhammed'i bugün gördüğüm gibi görmemiştim. Amcası oğlu için Allahtan sağlam ve güçlü bir onay aldı. Allah elçisini inkâr eden hariç kimsenin bozamayacağı bir ahit aldı. Bu ahitten dönenin vay haline’ der. Adam sonra Ömer’e yaklaşıp bir şeyler söyler.
Bu sözleri duyan Ömer, hutbe verdiği yerden inen Hz. Peygambere döner ve bu sözleri söyleyen kişiyi gösterir. ‘Bu adamın söyle söylediklerini duydun mu’ diye sorar?
Hz. Peygamber (savs) minberden inip çadırına doğru yönelirken soruyu soran Ömer ve Ebubekir beraberinde yürürler.
Hz. Peygamber sorar: ‘O adam sana neler söyledi ey Ömer’ diye sorar?
Ömer: ‘Ya Resul Allah, sen Ali’yi veli ve halife ilan ederken yanımda güzel kokulu bir genç duruyordu ve bana dedi ki; Ya Ömer Peygamberin bu vasiyetini ancak bir münafık inkâr eder.
Hz. Peygamber Ömer’e: ‘O adam kimdi biliyor musun’ diye sorar.
Ömer: ‘Hayır bilmiyorum’ der ve: ‘Kim’ diye sorar?
Hz. Peygamber (savs) şöyle der: “Ya Ömer o Cebrail’di. Sana Ali’yle ilgili sözlerimin doğruluğunun kanıtını vermek istedi. Sakın ola ki bu ahitten vazgeçme. Eğer vazgeçersen Allah, Peygamberi, melekler ve müminler senden arınırlar.” dediğini yazar.
Ama gelin görün ki tarih kitaplarını incelediğinizde bu biatten yıllar sonra değil 73 gün, sadece 73 gün sonra Ebubekir ve Ömer bu biati unuttuklarını, hatırlatanları da yalanlayarak biati inkâr edip hilafeti gasp ettiler.
Tüm Ehlibeyt üyeleri onları halife diye kabul etmemiş ve onları sadece İslam devleti imparatorları diye anmışlardır.
Hz. Peygamber (savs) çadıra yaklaştığı sırada Maide 3 ayeti iner.
* Bugün size dininizi ikmal ettim. Üzerinize olan nimetimi tamamladım. Size din olarak İslâm’ı seçtim.*
Hz. Peygamber (savs) inen ayeti okur ve sonra sevinçle haykırır: Allah-u Ekber! Allah-u Ekber! Allah-u Ekber! Peygamberliğimin ikmali ve Allah dininin tamamlanması benden sonra Ali’nin velayetiyle oldu. Din kemale erdi, nimet tamamlandı. Allah benim peygamberliğime ve benden sonra Ali’nin velayetine razı oldu. Beni kutlayın! Beni kutlayın! Beni Peygamberlikle, Ehlibeytimi de imamet makamıyla onurlandırıp her kişiden üstün kıldı der.
Ebubekir ve Ömer sorar: Ey Peygamber, bu ayet hususi olarak Ali için mi indi?
Hz. Peygamber: (savs) Evet, Kıyamete kadar benim ve varislerim hakkında indi’ der.
Ömer: Ey peygamber açıklar mı sın?der.
Hz. Peygamber: (savs) Kardeşim Ali, ümmetim içinde vezirim, varisim, vasim ve halifemdir. Benden sonra her müminin imamıdır. Ondan sonra oğullarım Hasan ve Hüseyin. Sonra Hüseyin’in çocukları birbiri ardına dokuz kişi. Benimle buluşuncaya kadar; Kuran onlarla, onlar Kuranla. Ne onlar Kurandan ayrılır, nede Kuran onlardan ayrılır. Allah’ın kulları üzerindeki şahitleridir. İlmimin taşıyıcılarıdır, hikmetimin madenleridir. Kim onlara inanırsa Allah’a inanmıştır, kim onlara karşı gelirse Allah’a karşı gelmiştir.
Burada bir şeyler eklemek istiyorum. Yıllar sonra Ebubekir, Ömer, Muaz ıbin Cebel, Ebu Ubeyde Ibin Elcerrah ve Salim Mevla Huzeyfenin ölüm döşeğinde yaptıkları itiraflarda Gadir Hum günü Hz. Ali'ye biat verildikten hemen sonra beşi toplanıp Yaşadığımız müddetçe Ali'ye hilafeti vermeyeceğiz diye yeminle sözleştiklerini söylerler. Bu olay Tabutta beş kişi diye yazılmıştır. Bu konuyu araştıranlar bu gerçekleri göreceklerdir. Şimdi bunlar Hz. Peygamberin nasıl dostu (Sahabesi) olurlar?
Hz. Peygamber (savs) çadırında dinlenir iken bu sözlere inanmak istemeyen ve kızan Elharis ibin Numan Elfehri isimli bir şahıs atıyla Hz. Peygamberin (savs) çadırının önüne gelir ve hiddetle: Ya Muhammed! Ya Muhammed! diye bağırır.
Hz. Peygamber: (savs) çadırdan dışarı çıkıp ne istediğini sorar.
Gelen Elharis Ibın Numan Elfehri: Ya Muhammed! Oruç tutun dedin tuttuk. Namaz kılın dedin kıldık. Şahadet getirin dedin getirdik. Zekât verin dedin verdik. Hac yapın dedin yaptık. Bunlar yetmezmiş gibi senden sonra da amcan oğlunu başımıza getirip ben kimin Mevla’sı isem Ali’de onun Mevla’sıdır diyorsun. Allah aşkına doğru söyle bu dediklerin senden mi? Yoksa Allahtan bir emir mi?
Hz. Peygamber: Ondan başkası olmayan Allah’a yemin ederim ki bu söylediklerim Allah’tandır.
Bu sözlere inanmayan Elfehri dışarı çıkıp atına doğru giderken beddua etmeye başlar: “Allah’ım bu söyledikleri senden ise başımıza taş yağdır veya bize hemen bir azap gönder ki Ali’nin velayetini görmeyeyim” der.
O an gökten inen bir taş Elfehrinin kafasından girip bütün vücudunu deler. Elfehri orada geberir. Akabinde şu ayet iner.
Mearic 1 * Olmuş bir cezanın tekrarını kendine diledi.*
Allah’ın hikmeti, sadece üç Peygamber zamanında yapılan dua anında kabul görmüştür.
Hz. Peygamber (savs) sonra Müslümanların Hz. Ali’yi kutlamalarını ister. Başta Ebubekir, Ömer, Osman, Talha, Zübeyr, İbni Abbas ilk kutlayıp biat edenlerdi.
Ömer ise biatinin dışında Hz. Ali’ye hitaben fars diliyle şöyle söyler: Kutlu olsun. Kutlu olsun. Kutlu olsun. Ne mutlu sana Ey Ebu Talip oğlu! Bugün benim ve her mümin erkek ve kadının Mevlâ’sı oldun.
Ömer’in bu biatten önceki ve sonraki sözleri ve tavırlarına dikkat edilecek olursa biati istemeden yaptığını gösteriyor.
Hz. Peygamber’in Cebrail (as) ısrarla beni koruyacağına dair teminat getirmeden Ali’nin velayetini ve halifeliğini bildirmeyeceğim demesi-nin sebebi bu idi.
Aslında Hz. Peygamber, Hz. Ali’yi daha önce birçok kez halife ilan etmişti. Ve bunu bütün dostlarının önünde yapmıştı. Hatta bu biatten sonra da birçok kez bu biati hatırlatmış ve buna benzer şekilde veli, vasi ve halifeliği ile ilgili vasiyetler etmişti. Hz. Ali’nin velayetinin bazı dostlarının kabul etmediğini her Medineli biliyor ve konuşuyordu. Bu konuşmaları duyan Hz. Peygamber çok endişeleniyordu. Gadir Hum biatinden göçüne kadar geçen 73 gün içinde yaşadığı sıkıntı, eziyet, kahır ve endişe bütün bu âlemin çektiği ıstıraplardan beterdir.
Daha önce Tebük dönüşü Akabe mevkiinde ona yakın dostları tarafından bir suikast düzenlenmişti. Bazı tarih kitapları bu suikastı yazmış ve suikast faillerini tek tek saymıştır. Merak edip bu suikastçılar kim diyenler tarih kitaplarında bulup öğrenebilirler.
Bu biatte Hz. Ali’nin vasi, veli ve halifeliğinin Allah’ın emriyle olduğunu ayetlerle kesinleştirmiştir ki kimsenin ben duymadım, unuttum veya haberim yoktu dememesini garantilemiş oldu. Hutbeyi dikkatli ve pekiştirerek tekrar okursanız Hz. Peygamberin sözlerinin hep bu itiraz üzerine olduğunu anlarsınız.
Bu açıklamadan sonra “Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az” diyorum. Davul zurna istemediğinize inanıyorum.
İbni Abbas: “ Vallahi bu velayet herkesin üzerine farz oldu” dedi.
Hassan ıbın Sabit isimli şair da şöyle dedi: Ya Allah’ın Resulü! İzin ver de Ali hakkında beyitler okuyayım.
Bu günle ilgili bir şiir okur.
Daha sonra Muhacirler ve Ensar ve diğer guruplar ve Hz. Peygamberin (savs) hanımları guruplar halinde Hz. Ali’ye biat ettiler. Bu biat ve kutlama ikindi namazına kadar sürdü. Her gurubun biatinden sonra Hz. Peygamber (savs) şöyle söylüyordu: “ Bizi bütün insanlardan daha üstün kılan Allah’a hamdolsun.”
Hz. Peygamberin (savs) has dostları o 18 Zülhicce Cuma gününü ve gecesini sabaha kadar ibadetle geçirdiler.
Ebubekir ve Ömer bu biatten sadece 73 gün sonra Hilafeti gasp ettiler. Emevi din âlimlerine mi inanalım yoksa Kuran’a mı inanalım? Karar sizin.
Ahzap Suresi 86 * Allah ve Peygamberi bir işe hüküm verdiğinde artık inanmış kadın ve erkeklerin o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Kim Allah ve Peygamberine karşı gelirse apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.*
Daha hangi ispatı arayacaksınız?